Dünyada hayatı yolunda olan çok az insan vardır. Genellikle hiç kimse hayatından memnun değildir, herkes hayatını değiştirmek için çabalar ya da onlar çabalamadan bir başkası gelip herşeyi değiştirir. Peki neden sadece anı yaşamayız? Neden hep daha yükseklere ulaşmaya çalışırız? Bunun cevabına ulaşmamız fazlasıyla zor. Çoğu insan hayatı boyunca bu sorunun cevabına ulaşamıyor zaten. Ama memnuniyetsizliğin yanı sıra bir de kendi gerçekliğini arayan insanlar da buralardalar, biliyorum. Gerçekten bulunduğu yerden çok daha iyisini hak edenler var. Bu hak etme mevzusu maddi bir şey değil. Tamamen manevi bir değer hatta. Listemde yer alan filmlerdeki insanlar da bundan bahsediyor aslında. Maddiyattan sıkılan, metalardan, reklam kokan insanlardan bıkanlar kendilerine yeni birer sayfa açıyorlar ve ardından mutluluk geliyor. Daha fazla sizi sıkmayıp hemen listeye yönlendireyim.

Özlem Yenilmez

 

Bu liste http://cizgilisanat.blogspot.com.tr ‘den alıntılanmıştır, listenin orijinal için tıklayınız.

1- Elizabethtown (2015)

İşinde başarısız olmasından dolayı hayatının bittiğini düşünen Drew (Orlando Bloom), hayatındaki bütün maddi şeyleri yok eder ve intihar etmek için hazırda beklerken bir anda telefonunun çalmasıyla hayatı değişir. Babasının ölmesi üzerine Elizabethtown’a gitmesi, akrabalarıyla yüzleşmesi ve babasının cenazesiyle ilgilenmesi gerekmektedir. Film arada sırada üzüyor da eğlendiriyor da. Tam bir arayış filmi aslında Elizabethtown. Drew, kendi ve ailesi hakkında yanıtlar bulmaya çalışıyor, bir yandan da aşık olarak hayatında yeni bir sayfa açıyor. Ara sıra klişelere yer verse de izlenmeye değer, samimi bir hikaye sunuyor bize Elizabethtown.

2- Garden State (2004)

garden-state-main-review

Bu kategoride izleyebileceğiniz en iyi filmlerden biridir Garden State. Bunalım, yolunu kaybetme ve bulmaya çalışma, aşık olma, dostluk ve daha bir sürü duygunun iç içe geçtiği bu film Andrew Largeman’ın (Zach Braff) evine dönme hikayesini anlatıyor.

3- Greenberg (2010)

Sinir hastası, yarı kaçık ve sağı solu hiçbir zaman belli olmayan Roger (Ben Stiller), kardeşinin yanına bir süreliğine kalmaya gelir. Ama o sırada aile tamamen bir tatile çıkmış, evde yalnızca evin yardımcısı ve köpekleri vardır. Evin yardımcısı Florence (Greta Gerwig) ile Roger yakınlaşırlar yakınlaşmasına ama Roger’ın denge problemleri yüzünden Florence neye uğradığını şaşırır. Roger da bu kategoride yer almayı hak eden isimlerden biri olarak kendini yeniden bulma, aşık olma ve yeniden dostlarıyla bağlantı kurma üçgeni içinde dönüp dolaşıyor.

4- Danny Deckchair (2003)

Larry Walters’ın gerçek hikayesinden esinlenilerek yapılan Danny Deckchair’de, Danny (Rhys Ifans) kendi yaşamından bıkmış orta yaşta bir adamdır. Kişilik olarak çılgın ve bir şeyler icat etmekten zevk alan bir adamdır Danny. Ama yaşamı, işi ve sevgilisi onu bastırır hep. Bir gün balonların bağlı olduğu bir sandalye yapar ve kendisi de üzerine oturur. İşte hayatının anı o andır. Sandalye uçar ve sonunda küçük bir kasabada Glenda (Miranda Otto) isimli polisin bahçesine düşer. O andan itibaren Danny’nin sadece hayatı değil kendisi de değişir ve kendini yeni baştan yaratır.

5- Bubble Boy (2001)

Yine gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılmıştır Bubble Boy. Aslında aşırı yaratıcı ya da çok kaliteli bir film olduğunu söyleyemem. Ama eğlendirdiği kesin. Jimmy (Jake Gyllenhaal), bağışıklık sistemi çöktüğü için annesinin ona hazırladığı bir balonun içinde yaşıyordur. Balonun dışına çıkması kesinlikle yasaktır. Ama bir gün Jimmy, sırf sevdiği kız için kendine özel ve yürüyebildiği bir balon yapar ve dış dünyaya adım atar. Hayatını değiştirmek için maceradan maceraya atlayan Jimmy, yine kendi değişimi için mücalede verenler arasında güzel bir örnektir.

6- Reign Over Me (2007)

Charlie Fineman (Adam Sandler), 11 Eylül saldırısında karısı ve kızlarını kaybettikten sonra kendini tamamen dış dünyaya kapatmış ve geçmişi unutmak ile unutmamak arasında sürüp giden bir yaşama saplanmıştır. Eski bir arkadaşı olan Alan Johnson’ın (Don Cheadle) Charlie’yi yolda görmesi üzerine Charlie’nin hayatı değişmeye başlayacaktır. Ama hayatı tek değişen kişi Charlie olmaz, Alan da sıkıldığı hayatını değiştirmek ve kendini bulup bastırılmış kişiliğini ortaya çıkarma isteğine yönelik çabalamaya başlar. Alan bir yandan Charlie’nin dengesizlikleriyle uğraşırken diğer yandan da ailesinin baskılarıyla uğraşmak zorundadır. Reign Over Me, bazılarına göre yavaş ilerleyen bir film olsa da bir dram olarak sizi yer yer ağlatabilecek kapasiteye sahip bir filmdir. Bana göre Adam Sandler’ın oynadığı diğer karakterleri toplasanız, bu filmdeki oyunculuğunun yanında hiçbir şeydir.

7- Her (2013)

İnsanların sipariş ile yakınlarına mektup yazdırdığı tuhaf bir işe sahip olan Theodore (Joaquin Phoenix), eşinden ayrılmış ve tek başına yaşayan bir adamdır. Yalnızlığından sıkılan Theodore bir gün yapay bir zeka olan Samantha (Scarlett Johansson) ile tanışır. Samantha sadece bir bilgisayar programıdır aslında. Ama zamanla Theodore’un hayatının tamamını kaplayan bir kız arkadaş halini alır. Theodore her yere onunla gider, her konuda ona danışır yani tam bir güvenilecek daldır. Hayatı onunla değişir, bir çeşit düzene girer. Ta ki bir gün onun sadece bir yapay zeka olduğunu anlayana kadar. Bu listedeki tek kötü değişim yaşayan insan Theodore’dur aslında.

8- Castaway on The Moon (2009)

Bu kez Güney Kore yapımı bir film olan Castaway on The Moon, bir adamın yine hayatından bıkması üzerine intihara kalkışmasıyla başlar. İntiharı başarısız olur tabii ki ve şehrin hemen dibindeki bir adaya düşer. Şehrin hemen yanında olmasına rağmen kimse ne onu almaya gelir ne de o oradan kurtulmayı başarır. Kendine o adada bir ev yaratır. Tamamen insanlardan arındırılmış yeni hayatında mutlu da olur. Kendine bir de orayı dürbünle gözleyen, garip, asosyal bir kız arkadaş bulur ve dünyanın en garip ilişkisine sahip olur. Kore filmi deyip geçmeyin, bu filmde gerçekten çok eğleneceksiniz!

9- The Way Way Back (2013)

Annesinin erkek arkadaşı ve kızı ile birlikte bir tatile çıkan Duncan (Liam James), asosyal, içine kapanık, konuşamayan, özgüveni tamamen sıfırlanmış ve daha ergenlik çağlarında olan bir çocuktur. Tabii ki bu tatil onun hayatını değiştirir. Bir gün gittiği bir aqua parkta Owen (Sam Rockwell) ile tanışır. Owen, Duncan’ın bastırılmış kişiliğini ortaya çıkaran ve onu çok daha iyi bir insan haline getiren kişi olur.

10- The Secret Life of Walter Mitty (2013)

Walter Mitty (Ben Stiller), bir derginin emektar ama hiçbir zaman fark edilmeyen emekçisidir. Ofiste sevdiği kadına selam bile veremeyen, herkesin onunla dalga geçtiği ve sık sık hayallere dalıp giden Walter’ın, patronu Sean O’Connel’ın (Sean Penn) ona gönderdiği fotoğraflardan birini kaybetmesi üzerine kimsenin göremediği patronu bulmak üzere yollara düşer. İzlanda’da maceradan maceraya atlar ve hayatında yaptığı en iyi şeyi yapar. Gerçek Walter’ı bu yolculukta bulacaktır. Siz de izlerken “Ben neden hala burda oturuyorum.” diyerek hayallere dalacak ve görsel şölen yaşayacaksınız.

11- Blue Jasmine (2013)

Zengin bir yaşamdan, zengin bir aileden iflas ederek gelen ve kız kardeşi Ginger’ın yanına yerleşen Jasmine’in hikayesini anlatıyor, filmin adından da anlayabileceğiniz gibi. Jasmine, diğer anlattığım hikayelerden farklı olarak hiç eski hayatından ders çıkarmıyor. Hep ona geri dönmeye çalışıyor. Hiçbir şeyi beğenmiyor, kimseyi sevmiyor. Sadece çıkarları üzerinden yürümeye çalışıyor. Hayata tutunma yöntemi diğerlerinden tamamen farklı. Yalan söylemekten çekinmiyor, hakaret etmekten hiç çekinmiyor. Ama Jasmine’i siz seviyor ve onu anlıyorsunuz. İzlemekten keyif alacağınız Woody Allen yapımı Blue Jasmine, Cate Blanchett’in de oyunculuğuyla daha keyifli bir hal alıyor.

12- Midnight in Paris (2011)

Bir diğer Woody Allen filmi olan Midnight in Paris sizi fantastik bir dünyaya götürecek. Gil ve Inez kısa bir tatil ve evliliğe hazırlık için Inez’in anne ve babasıyla birlikte Paris’e giderler. Gil bir yazardır ve bir yandan da kitabını bitirmek için uğraşmaktadır. Bir gece saat 12’yi vurduğunda Gil, farklı bir dünyaya adım atar. Bu dünyada Picasso’dan Ernest Hemingway’e, Salvador Dali’den Luis Bunuel’e kadar ünlü ve değerli isimleri görür Gil. Bir de Picasso’nun sevgilisi Adriana’ya aşık olmayı da ihmal etmez. O dünyadan ayrıldığında herşeyi Inez’e anlatır ama Inez hiçbir zaman inanmaz, gözü hep maddi şeylerdedir, hep kendi istek ve düşüncelerindedir. Bu durum en sonunda Gil’i değişime iter tabii. Adriana’nın olduğu dünyada kalamaz ama Inez’in dünyasında da yeri yoktur.

13- Villa Amalia (2009)

villaamalia

Ann (Isabelle Huppert), kocası tarafından aldatılan bir kadındır ve bu onun için bir dönüm noktası olmuştur. Ann, kelimenin tam anlamıyla pılısı pırtısını toplar ve kendini sahillere, dağlara, bayırlara atar. Dinlenir, eğlenir, yeni arkadaşlar edinir, kendini değiştirir. Yeniliğe açılmanın doruklarına ulaşır kısaca.

14- I Rymden Finns Inga Kanslor (Aşkın Formülü Yok – 2010)

Asperger sendromu olan yani hiçkimsenin ona dokunamadığı Simon (Bill Skarsgard), abisinin kız arkadaşından ayrıldığı için mutsuz olduğunu düşünür ve ona yeni bir kız arkadaş bulma kararı alır. Bu noktada devreye Simon kadar çılgın ve inatçı olan Jennifer (Cecilia Forss) girer. Jennifer, Simon’da inanılmaz gelişmelere neden olur, zaten garip maceralarından bahsetmiyorum bile. Bu romantik komedi filmi ile oldukça eğleneceğinizi söyleyebilirim.