Aramıza yeni katılan yazarlarımızdan Mustafa Dinç’in ilk yazısını paylaşıyoruz!

Hayao Miyazaki’den biraz bahsedelim. Akıllarda kalan örneklerden yola çıkalım. Anime dünyasının imparatoru dersek kendisine; abartmış olmayız. Heidi’yi izlemeyen ya da adını duymayan insan neredeyse yoktur. Hatta 90’larda bir dönem sokakta Heidi şarkıları söylenirdi. Miyazaki’nin bana kalırsa sahneye ilk çıkışı Heidi olsa gerek… Aslında onun hayatını incelediğimiz zaman, animeye nasıl tutkuyla bağlı olduğunu görürüz. Burada klişe cümleler kurmak istemiyorum. Miyazaki’nin anime dünyasına girmeseydi de hayatını idam ettirecek parayı rahatlıkla kazanırdı.

carictoon-manga-osamu-tezuka-w

Animeyi bir kaçış olarak değil de bir kurtuluş olarak seçenlerden… Hayao Miyazaki’nin en büyük şansı ise Isao Takahata ile tanışmasıdır. Bu durumdan sonra hayatı çok değişir. Bir sürü manga yayınlar. Studio Ghibi’yi kurar. Bu eserlerle biraz biraz tanınmaya başlayan Miyazaki batı da adını ise Sprited Away’le duyurur.

Hatta öyle bir duyurur ki Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanır. Bu ödül ile tarihe geçer Miyazaki. Çünkü bu ödül ilk kez bir animeye verilmiştir.  Biraz da Sprited Away’den bahsedelim.


 

2001  Japonya yapımı olan filmin senaryosunu ve yönetmenliğini Hayao Miyazaki üstlenmiştir. Oyuncuları seslendirenler ise; Rumi Hiragi ( Chihiro) , Miyu İrino ( Haku ) , Mari Natsuki ( Yubaba/ Zeniba)… Filmin müziklerini Joe Hisaishi ve Youmi Kimura yapmıştır.

1083_019812B.jpg

Film, Chihirro’nun ailesiyle birlikte yol alırken, dinlenmek ve yemek yemek için uğradıkları bir yerde başlıyor. Burada Chihirro’nun anne ve babası o kadar fazla yemeğe kaptırıyorlar ki kendilerini biraz domuza dönüşüyorlar. Chihirro onları kurtarmak için işe girişiyor. Önüne çıkan engellerle bir çocuk masumluğuyla savaşıyor.

Film birçok metaforu kullanarak birçok durumu anlatıyor. Karakterler üzerinden gidecek olursak; ufak böcekler işçi sınıfını temsil ediyor. Hepsi tek tipler ve sürekli çalışıyorlar. Suyun onların sayesinde ısındığının farkında değiller. Miyazaki böceklere siyah rengini vermiş. Belki de bu böceklerin zamanla ruhları kararmış. Bu durumu siyah renkle resmetmek istemiş Miyazaki. Filmin vurucu sahnelerinden biri de bu böceklerin yemek yedikleri andır.

kamaji_and_lin_by_darey_dawn-d69pk7y

Kamaji: Fabrikayı andırıyor. Sürekli üretiyor. Kimseyle bir bağlantı kurmuyor. Sadece kazanın çalışmasıyla ilgileniyor. 6 kollu bu mucizevi yaratık tüm işleyişi sağlıyor. Harıl harıl üretiyor. Ufak böcekleri yönetiyor. İşler o kadar rutine bağlamış ki herkes ne yapması gerektiğini biliyor. Bir şey dışında, neden yaptıklarını bilmiyorlar. Bununla ilgilenmeyi uzun yıllar önce bırakmışlar.

yubaba__no_face_and_heads_by_darey_dawn-d6s4iiq

Yubaba: Fabrikanın sahibi. Eve gelen misafirlerden aldığı paralar, onun için çok değerli. Para kazanmak onun tek derdi. Kargaya dönüşüp ortalığı denetlemektedir. İkizi ise tam aksine iyiyi temsil etmektedir. İyi ve kötü insanın özündedir. Okuduğum birkaç bilgide Japon tarihinde genelevlerde çalışan kadınlara yuba denirmiş. Onların sorumlusu olan kadına ise yubaba denirmiş. İsimler buradan alınmış olabilir. Genelevler kapitalizmin en acı sonuçlarından biridir. Yubaba, çalışmaya gelen insanların isimlerini değiştirerek onları kişiliklerinden çıkarır. Geçmişi, kendilerini hatırlamalarını engeller. Kendilerini hatırlarlarsa özgür olacaklarını düşünür.

Domuzlar en basit ve etkili metaforlardan biridir. Günümüz insanını andırmaktadır. Açgözlülüğü, doyumsuzluğu, kafalarını kaldıramayıp gökyüzüne bakamayışlarıyla modern insanlardır. Domuz Miyazaki’nin filmlerinde vazgeçemediği bir unsurdur.  Nehir tanrısı ise insanın doğayla ilişkisini en güzel anlatan karakterdir. Yıkandıkça özündeki temizliğe ulaşması, bisiklet kusması, insanın doğaya çektirdiklerini anlatmaktadır. Bu yüzden tanrılar insanlardan uzaklaşmış ve temizlenmek için oraya gelmişlerdir. Bebek ise, dış dünyayı hastalıklı bulur. Bu yüzden dışarı çıkmak istemez. Haku ise sorgusuz sualsiz itaat etmektedir. Verilen görevleri yerine getirmek için canını vermeye hazır bir fedaidir. Bu haliyle kolluk kuvvetlerini andırmaktadır. İyi polisi ve kötü polisi aynı bünyede barındırmaktadır. Yüzü Olmayan Adam ise derdini en net anlatan karakterlerden biridir. Altınla dostluklar kurmaya çalışır. Bu da onu daha çok yalnızlaştırır. Giderek şişer. Sonunda gerçek dostluğu bulur.

a4e93ece047380e1d7f9d79ca0ff5e96-d9tcvn5

Chihirro tüm bu olaylara çocukluğunun getirdiği saflıkla yaklaşmaktadır. İhtiyacı olmadığı için altınları almaz. Domuza dönüşen ebeveynlerini, o halleriyle de tanır. Âşık olur. İnsanlara yardım etmek için elinden ne geliyorsa yapar. O daha bir çocuktur. Ailesini sevmektedir. Tek derdi budur. Miyazaki’nin bu filminin bu kadar sevilmesinin nedenlerinden biri de olayları Chihirro’nun gözünden görmemizdir. Bir çocuğun gözünden bu kadar eleştiriyi görmek; insanı ister istemez yaralıyor. Miyazaki de şüphesiz bunun bilincindeydi. Hayao Miyazaki’ye büyük bir teşekkür borçluyuz. Bu filmle insanları animeye olan bakış açılarını büyük oranda değiştirmiştir.

Reklamlar