Sinematopya.com sitesinin yazarlarından Burak Hazine’nin hazırladığı bu listeyi sizlerle paylaşıyoruz.

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.


Bir Oscar maratonu biter, (belki de) o bitmeden yenisi başlar. 2014 yılının zaferi Boyhood, The Grand Budapest Hotel, Whiplash gibi filmlerin oldu ve tören sona erer ermez sinemaseverleri gelecek senenin coşkusu sardı. Vizyon takvimine şöyle bir bakınca gözümüze çarpan ve 2016 Oscar yarışına girmesi pek muhtemel filmleri kısaca derledik:

The Danish Girl (Tom Hooper)

The King’s Speech’le yakaladığı çıkışla Oscar’ı kucakladıktan sonra Les Miserables uyarlaması ile bir kez daha Oscar’larda adından söz ettiren Tom Hooper’ın taze Oscar’lı oyuncu Eddie Redmayne ile çekimlerini gerçekleştirdiği The Danish Girl’ün gelecek sene Oscar listesinde adının geçeceğine hiç şüphe yok.

Suffragette (Sarah Gavron)

Başrollerinde Meryl Streep, Helena Bonham Carter, Carey Mulligan, Brendon Gleeson ve Ben Whishaw gibi yetenekli isimlerin yer aldığı bu feminist dramanın, hele de bir kadın yönetmenin elinden çıkmasını göz önünde bulundurursak adından söz ettireceğini kolaylıkla söyleyebiliriz. En azından Meryl Streep’in yirminci Oscar adaylığını elde edeceği kesin mi dersiniz?

suffragette sinematopya

Bridge of Spies (Steven Spielberg)

Ünlü yönetmeni Tom Hanks ile bilmem-kaçıncı-kez bir araya getiren bu soğuk savaş dönemi gerilim filmi gerek yönetmenin ismi, gerek başrol oyuncusu, gerekse anlattığı konu itibariyle Akademi’nin ilgisini hayli çekeceğe benziyor. CIA, Sovyetler, Tom Hanks, Amy Ryan… Bir de bunlara müziklerdeThomas Newman (banko adaylık), kurguda Michael Kahn (banko adaylık), sinematografide Janusz Kaminski (banko adaylık) ve yapım tasarımında bu senenin Oscar kazananı Adam Stockhausen‘ı (yine banko adaylık) koyarsak zaten filmden en az 8 dalda Oscar adaylığı bekliyoruz.

Steve Jobs (Danny Boyle)

Slumdog Millionaire gibi her ögesinden ustalık akan bir filmi yaptıktan sonra 127 Hours ile tekrar Oscar Ödülleri’nde boy gösteren Danny Boyle’un Apple’ın kurucularından Steve Jobs’un hayatını anlattığı bu biyografik filmi en azından Jobs’a hayat verecek olan Michael Fassbender‘a adaylık getirecektir. Biyografik yapımları ve kapitalist dünyayı seven Akademi’nin en iyi film kategorisinde Steve Jobs’u atlaması içinse filmin gerçek anlamda fiyasko olması gerekiyor.

The Revenant (Alejandro G. Inarritu)

Birdman ile en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi özgün senaryo kategorilerinde toplamda 3 Oscar kazanarak cebini birkaç dakika Oscar ile dolduran Inarritu’nun yeni projesi The Revenant’ta Tom Hardy ve Leonardo DiCaprio rol alıyor. Leo’ya bir Oscar adaylığı (ve mümkünse ödülü) getirmesi beklenen filmin görüntü yönetmenliğini ise bu sene Birdman, geçtiğimiz sene ise Gravity ile Oscar kazanan Emmanuel Lubezki yapıyor. Lubezki üst üste 3 kez Oscar kazanan ilk ve tek görüntü yönetmeni olur mu bilinmez ama Birdman’in verdiği fazla Inarritu’nun The Revenant’ı gelecek sene Oscar listesine sokacağı neredeyse kesin.

the revenant sinematopya

Joy (David O. Russell)

Yaptığı her filmle Oscar’a aday olmayı hedefleyen ve bunu az çok başaran David O. Russell, bilmem-kaçıncı-kez Jennifer Lawrence ve Bradley Cooper‘ı bir araya getiriyor. Üstelik bu ikiliye, Silver Linings Playbook’ta da kendilerine eşlik eden yetenekli oyuncu Robert De Niro‘yu da ekleyerek üçlü bir combo yaratıyor. Şimdiden çıtlatalım, eğer gelecek sene Bradley Cooper bir Oscar adaylığı daha alırsa bugüne kadar dört kez üst üste aday gösterilen ilk ve tek oyuncu olma şerefine erişecek.

The Hateful Eight (Quentin Tarantino)

Senaryosunun sızmasının ardından canlı bir okuma ile önce kendini tatmin ettiren, daha sonra da her şeye inat o senaryoyu filme çekeceğini açıklayıp kolları sıvayan Quentin Tarantino, yeni projesi The Hateful Eight’te Channing Tatum ve Samuel L. Jackson‘ı bir araya getirdiği spaghetti Western türünden kariyerine devam ediyor. Her ne kadar eleştirmenler, senaryonun pek işe yarar bir yanı olmadığını söylese de Tarantino’nun o evrakları kameraya ne şekilde kaydedeceğini bilmiyoruz. Eğer Django Unchained’den hallice bir şey çıkarsa Oscar adaylığının geleceğini ise rahatlıkla söyleyebiliriz.

Me and Earl and the Dying Girl (Alfonso Gomez-Rejon)

Listeye bağımsızlar kontenjanından girmesini beklediğimiz ilk eser. Bu senenin Sundance Film Festivali’nde büyük jüri ödülünü kazanan Me and Earl and the Dying Girl, geçtiğimiz senelerde Sundance kontenjanından en iyi film kategorisinde aday olan Beasts of the Southern Wild ve Whiplash gibi filmlerin kaderini paylaşma umuduyla serüvenine devam ediyor.

me-and-earl-and-the-dying-girl-sinematopya

Demolition (Jean-Marc Vallee)

Kendi küçük başarılı dünyasından sıyrılıp iki sene üst üste Dallash Buyers Club ve Wild ile Oscar’lara oynayan Kanadalı yönetmen Jean-Marc Vallee’nin yine oyuncu kadrosuyla adından söz ettirecek drama-komedi türündeki filmi Demolition’da Jake Gyllenhaal, Naomi Watts, Chris Cooper gibi isimler rol alıyor. Oscarlık filmleri ile oyuncularını aday yapan yönetmenin gelecek sene Jake Gyllenhaal’a rahat bir Oscar adaylığı kazandırmasını bekliyoruz. Aynı şekilde Demolition’ın da en iyi film kategorisinde kendisine yer edinmesini. Son umudumuz da Vallee’nin C.R.A.Z.Y. ve Cafe de Flore gibi filmler yapmaya devam etmesi şeklinde.

Genius (Michael Grandage)

Bu adam da kim diyebilirsiniz, emin olun biz de tanımıyoruz kendisini. Fakat Tom Hooper’ı da tanımıyorduk, adam birden bire Oscar’lı yönetmen haline geldi. Grandage’ı da Hooper’ın metoduyla tanıyacağız belli ki. Biyografik bir deneme olan Genius’ın kadrosunda Colin Firth, Nicole Kidman, Jude Law, Guy Pearce, Dominic West, Laura Linney gibi ünlü yıldızlar rol alıyor.

The Sea of Trees (Gus van Sant)

Bir Amerikan ile ormanda kaybolmuş bir Japon’un dostluğunu anlatan drama türündeki eserin başrollerinde Oscar ödüllü Matthew McConaughey, Oscar adayı Ken Watanabe ve bir diğer Oscar adayı Naomi Watts yer alıyor. Cümledeki ipuçlarını bulunuz.

THE SEA OF TREES

Carol (Todd Haynes)

I’m Not There.’den sonra bir kez daha Cate Blanchett ile çalışma fırsatı yakalayan Todd Haynes’in 1950’lerde geçen bu drama türündeki denemesinde Blanchett’e Rooney Mara eşlik ediyor. Filmin en iyi film kategorisinde aday olup olmayacağı konusunda bir şey söylemek mümkün değil fakat iki kadın oyuncusuna ilgili kategorilerde şimdiden şans verildiğinin altını çizelim.

Macbeth (Justin Kurzel)

Kimdir, necidir bu adam derken Macbeth’i daha bitirmeden Assasin’s Creed uyarlamasının da başına getirilen Justin Kurzel imzası taşıyan filmin başrollerinde Michael Fassbender ve Marion Cotillard yer alıyor. Cotillard’ın hali hazırda bir Oscar heykelciği var fakat Fassbender’ın yüzü güler mi dersiniz? Akademi böyle uyarlaması pek sevmez fakat ortaya ne çıkacağını henüz kestiremiyoruz. En azından şunu söyleyebiliriz: Anna Karenina gibi yenilikçi bir uyarlama, teknik kategorilerde 2 Oscar kazandı. Macbeth niye kazanamasın?

ricky and the flash sinematopyaFreeheld (Peter Sollett)

Bağımsız sinemacı Peter Sollett, bu senenin Oscar kazananı Julianne Moore ile Oscar adayları Ellen Page ve Steve Carell‘i bir araya getiriyor. Biyografik bir film olan Freeheld, lezbiyen çiftten (Moore ve Page) birinin son dönem bir hastalığa yakalanmasının ardından başlarından geçenleri anlatıyor. Julianne Moore, Alzheimer hastası bir kadını canlandırdığı oyunculuğuyla Oscar’ı kucaklamasının hemen ardından bu sefer yine bir kötü hastalıkla boğuşan; fakat lezbiyen bir kadına hayat verecek. İki sene üst üste Oscar mı dersiniz? Neden olmasın!

Ricki and the Flash (Jonathan Demme)

Bu filmin bu listede yer almasının ve önümüzdeki sene Oscar listesinde adının geçecek olmasının tek sebebi başrolünde yer alan Meryl Streep‘in bir rock yıldızına hayat veriyor oluşu.

Reklamlar